Yasiyoruz.de
Almanya’da Neler Oluyor

Merz ve Erdoğan Gazze konusunda çatışıyor ancak savunma bağları derinleşiyor

4 dk okuma

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Türkiye'ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştirerek Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile göç, savunma ve bölgesel güvenlik gibi bir dizi stratejik konuyu görüştü. Görüşmede ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği hedeflerine destek sağlanması amaçlanırken, Gazze çatışması ve Türkiye'deki insan hakları endişeleri konusunda keskin görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

Almanya Türkiye'yi AB'nin Kilit Ortağı Olarak Adlandırıyor

Ortak basın toplantısında Şansölye Merz, Almanya'nın Türkiye'yi Avrupa için önemli bir ortak olarak gördüğünü yineledi. Her iki ülkenin de derin sosyal ve ekonomik bağlara sahip olduğunu ve özellikle savunma ve enerji konularında yakın iş birliğini sürdürmeleri gerektiğini vurguladı. Merz, ortaklığın Avrupa-Atlantik bölgesinde istikrarın sağlanması açısından elzem olduğunu belirterek, Türkiye'nin bir NATO üyesi olarak rolünün ve göç ve bölgesel çatışmaların yönetimindeki artan önemini vurguladı.

Merz, Almanya'nın Türkiye'nin uzun süredir devam eden AB üyelik hedeflerini desteklemeye devam ettiğini vurgulayarak, Ankara'yı hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanlarındaki reformları ilerletmeye çağırdı. Türkiye'deki son gelişmelerin Avrupa standartlarının gerisinde kaldığını belirten Merz, ülkelerin Avrupa Birliği'ne katılmak için yerine getirmesi gereken şartlara atıfta bulunarak, "Kopenhag kriterlerini henüz tam olarak karşılamayan kararlar alındı" dedi.

Gazze ve İnsan Hakları Konusundaki Gerilim

En hararetli tartışma, iki liderin Gazze'de devam eden savaşa değinmesiyle yaşandı. Merz, Almanya'nın "her zaman İsrail Devleti'nin yanında duracağını" açıkça belirterek, İsrail'i Holokost'tan kurtulanlar da dahil olmak üzere milyonlarca Yahudi için bir sığınak olarak nitelendirdi. Ayrıca, Hamas'ın rehineleri serbest bırakıp silah bırakarak savaşı daha erken bitirebileceğini söyledi.

Erdoğan, İsrail'i Gazze'de "soykırım" ve "açlık" ile suçlayarak bu yorumu şiddetle reddetti. Türkiye Cumhurbaşkanı, Almanya'nın İsrail'e verdiği siyasi desteğin devam etmesini kınadı ve Almanya da dahil olmak üzere tüm ulusların, "katliam" olarak nitelendirdiği olayların durdurulmasına yardımcı olmasının insani bir görev olduğunu vurguladı. Batılı ülkeleri, bölgedeki sivillerin acılarına sessiz kaldıkları gerekçesiyle eleştirirken, "Almanya bunları görmüyor mu?" dedi.

Sert diyaloga rağmen, her iki lider de Türkiye'nin İsrail ile Hamas arasındaki kırılgan ateşkesin sağlanmasındaki rolünü kabul etti. Merz, Erdoğan'a Türkiye'nin arabuluculuk çabalarından dolayı teşekkür etti ve ateşkesi istikrara kavuşturmak ve Hamas'ı devam eden barış anlaşmalarına uymaya zorlamak için nüfuzunu kullanması çağrısında bulundu.

İmamoğlu Davası ve Hukukun Üstünlüğü Kaygıları

Merz, ziyareti, özellikle İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'de hukukun üstünlüğüne ilişkin endişeleri dile getirmek için de kullandı. Popüler muhalefet figürü, Mart ayından beri yolsuzluk ve casusluk suçlamalarıyla tutuklu bulunuyor ve bu suçlamaları reddediyor. Dava, Türkiye'de artan siyasi baskının bir sembolü haline geldi.

İmamoğlu'na ilişkin soru üzerine Erdoğan, yargının bağımsızlığını savunarak, "Hukukun üstünde kimse yoktur" dedi. Ancak Merz, Türkiye'deki bazı gelişmelerin "Bizim hukuk devleti anlayışımıza uymadığını" belirterek, Almanya'nın Ankara ile stratejik ortaklığını sürdürürken bu konuları açıkça görüşmeye devam edeceğini vurguladı.

Anlaşmazlıklara Rağmen Savunma İşbirliği Güçleniyor

Siyasi anlaşmazlıkların ötesinde, iki lider savunma ve güvenlik konularında ortak bir zemin buldu. Merz, Türkiye'nin Almanya ve diğer NATO ortaklarıyla iş birliği içinde 20 Eurofighter uçağı satın alma kararını memnuniyetle karşıladı ve bunu kolektif savunma kabiliyetlerini güçlendirmeye yönelik bir adım olarak nitelendirdi. "Rusya'nın militan revizyonizmi, Avrupa-Atlantik güvenliğini bir bütün olarak tehlikeye atıyor," diyen Merz, anlaşmayı NATO'nun caydırıcılık stratejisine değerli bir katkı olarak nitelendirdi.

Erdoğan, Avrupa'nın değişen güvenlik ortamının daha yakın bir iş birliği gerektirdiğini kabul etti. Her iki ülkeyi de savunma tedarikindeki bürokratik engelleri aşmaya ve bunun yerine ortak teknoloji projelerine odaklanmaya çağırdı. "Sorunları geride bırakıp ortak hedeflere odaklanmalıyız," diyen Erdoğan, Türkiye'nin Almanya'yı güvenilir bir savunma ortağı olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.

Daha Geniş Bölgesel ve Göç Sorunları

Liderler ayrıca Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasındaki arabuluculuktaki rolünü de görüştü. Erdoğan her iki taraf arasında görüşmelere ev sahipliği yapmış olsa da, barışa giden yolda ilerleme sınırlı oldu. Türkiye, hem Moskova hem de Kiev ile ilişkilerini dengelemeye devam ediyor; Ukrayna'ya silah tedarik ederken, AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmayı reddediyor. Merz, Rus saldırganlığına karşı birliği güçlendirmek için Avrupalı ​​ortaklarla daha tutarlı bir koordinasyon çağrısında bulundu.

Göç, bir diğer önemli konuydu. Merz, reddedilen sığınmacıların geri gönderilmesi konusunda Türkiye ile iş birliğini geliştirme arzusunu dile getirdi. İki ülke, Türkiye üzerinden Almanya'ya giren Suriyeliler de dahil olmak üzere, geri dönüşleri kolaylaştırmak için yeni anlaşmalar üzerinde çalışıyor. Merz, "yakında daha fazla ilerleme kaydedileceğinden" emin olduğunu söyledi.

Diplomatik Bir Dengeleme Eylemi

Gazze ve iç politikalar konusundaki anlaşmazlıklara rağmen, her iki taraf da ziyareti ikili ilişkilerde yeni bir sayfa olarak değerlendirdi. Merz, ortaklığı "benzersiz bir şekilde geniş ve derin" olarak nitelendirerek, ortak ekonomik çıkarları, Almanya'da milyonlarca Türk kökenli insanın varlığını ve ortak NATO taahhütlerini vurguladı.

Erdoğan ise Merz ve eşi Charlotte'u törenle ağırlayarak aile ve kültür diplomasisinin önemini vurguladı. Çelenk koyma törenleri ve devlet resepsiyonlarına katılım da dahil olmak üzere birlikte katılımları, siyasi karmaşanın ortasında kişisel sıcaklığı gösterme çabası olarak yorumlandı.

Toplantıda, Almanya ve Türkiye'nin insan hakları ve Orta Doğu politikaları konusunda fikir ayrılıkları devam etse de, savunma, ticaret ve göç alanlarında iş birliğini sürdürmenin stratejik bir ihtiyaç olduğunun bilincinde oldukları vurgulandı. Jeopolitik manzara değişirken, Berlin ve Ankara, ahlaki eleştiriyi karşılıklı zorunlulukla dengeleyen pragmatik bir ortaklık arayışında.

Bu makale İngilizceden çevrilmiştir.

İlgili makaleler