Ana Sayfa Enerji NabzıAlmanya'da Mali Türbülans: Bütçe Krizi ve Daha Geniş Etkileri

Almanya'da Mali Türbülans: Bütçe Krizi ve Daha Geniş Etkileri

by WeLiveInDE
0 yorumlar

Almanya şu anda önemli bir bütçe kriziyle boğuşuyor, Şansölye Olaf Scholz'un hükümeti için zorluklar yaratıyor ve bunun çeşitli politikalar ve genel olarak ekonomi üzerindeki potansiyel etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.

Kriz, Kasım ortasında, Alman anayasa mahkemesinin Temmuz ayında açıklanan 2024 bütçesi finansmanının yasal kaynaklardan sağlanmadığına karar vermesiyle ortaya çıktı. Hükümetin planı, acil durum koronavirüs önlemlerinden "iklim dönüşüm fonuna" (KTF) 60 milyar Euro'nun yeniden dağıtılmasını içeriyordu. Bu karar bütçede 17 milyar avroluk bir açık yaratarak Scholz, Maliye Bakanı Christian Lindner ve Ekonomik İşler ve İklim Eylemi Bakanı Robert Habeck gibi önemli siyasi isimler arasında acil müzakerelere yol açtı.

Krizin merkezinde, hükümetin borçlanmasını GSYİH'nın yüzde 0.35'inden fazla olmayacak şekilde sınırlayan Almanya'nın borç freni (Schuldenbremse) var. Finansal kriz sonrası ekonomiyi istikrara kavuşturmak amacıyla 2009 yılında uygulamaya konulan bu uygulama, son dönemde tartışmalı bir konu haline geldi. Lindner, 2023'ün bu sınırın aşılmasına olanak tanıyan bir "acil durum yılı" olacağını belirtirken, aynı şeyin 2024 için de geçerli olmayacağını söyleyerek kemer sıkma tedbirlerinin yaklaştığı yönündeki korkuları artırdı.

Bütçe açığı, başta iklim dönüşümü fonu girişimleri olmak üzere birçok politikayı tehdit ediyor. Hükümet halihazırda gaz ve elektrik tavan fiyatlarının 31 Aralık 2023'ten itibaren kaldırılacağını duyurdu. Ukrayna işgali sonrasında hanelere yardım etmek için enerji fiyatlarına tavan getiren bu politika, tüketiciler için maliyetlerin artmasına yol açacak. Ayrıca, Deutsche Bahn demiryolu hatlarının planlanan yenileme çalışmaları ve elektrikli otomobil alımlarına yönelik sübvansiyonlar da risk altında.

Almanya Ekolojik Ekonomik Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, iklim değişikliğini yeterince ele almamanın ülkeye 900 yılına kadar 2050 milyar Euro'ya varan ekonomik zarara mal olabileceği konusunda uyarıyor. Buna karşılık, politikaların zamanında uygulanması bu rakamı 280 milyar Euro'ya düşürebilir.

Bütçe krizi Avrupa çapında farklı tepkilere yol açtı. Almanya'nın diğer AB ülkelerindeki mali krizler sırasındaki önceki tutumunu hatırlatan bazıları, duruma ironi ve endişe karışımı bir gözle bakıyor. Örneğin, Yunanistan'ın mali mücadeleleri sırasında yapılan varlık satışı gibi öneriler farklı bir bağlamda yeniden gün yüzüne çıktı.

Kriz aynı zamanda Almanya'nın bir zamanlar Avrupa'da örnek gösterilen mali uygulamalarına da ışık tuttu. Almanya içindeki ve dışındaki eleştirmenler, özellikle 2020'lerde karşılaşılan krizler dizisi göz önüne alındığında, mali kurallara sıkı sıkıya bağlı kalmanın modası geçmiş olabileceğini öne sürdüler.

Almanya'nın durumu ile ABD hükümetinin kapatılması gibi senaryolar arasındaki temel fark, Alman Temel Kanunu'ndaki (Grundgesetz) hükümdür. Hükümetin, zamanında bütçe olmadan bile faaliyetlerini sürdürmesine olanak tanır ve hükümet faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını önler.

Ekonomi bakanlığı, iklim ve dönüşüm fonu ile Ekonomik İstikrar Fonu'ndan (WSF) gelen fonların kullanılmamasının Almanya'nın GSYİH büyümesini yüzde 0.6 puana kadar azaltabileceğini tahmin ediyor.

Alman hükümeti bu mali zorluğun üstesinden gelmeye çalışırken, AB ekonomisine ve Almanya'nın bu ekonomideki rolüne ilişkin daha geniş kapsamlı sonuçlar giderek daha belirgin hale geliyor. Bu bütçe müzakerelerinin sonucu, yalnızca Almanya'nın özellikle iklim eylemi ve sosyal güvenlik alanlarındaki iç politikalarını şekillendirmekle kalmayacak, aynı zamanda ekonomik istikrarını ve Avrupa Birliği içindeki konumunu da etkileyecek.

Bunlara ne dersiniz?