Almanya'nın maliye politikasını etkileyen önemli bir gelişme olarak Maliye Bakanı Christian Lindner, 2023 yılı için federal bütçenin kapsamlı bir şekilde dondurulacağını duyurdu.
Bu karar, Federal Anayasa Mahkemesi'nin, hükümetin başlangıçta COVID-19 salgını için tahsis edilen fonları iklim değişikliği girişimlerine yönlendirme yeteneği konusunda şüphe uyandıran önemli bir kararından kaynaklanıyor.
Mahkemenin 15 Kasım'da verdiği karar, salgına karşı verilen yanıttan 60 milyar Euro'nun iklim dönüşümü fonuna yeniden tahsis edilmesinin anayasaya aykırı olduğu sonucuna vardı. Bu fon, enerji verimli bina yenilemeleri, elektromobilite ve demiryolu ağı modernizasyonu dahil olmak üzere çeşitli çevre dostu projelere yönelikti.
Karar, Almanya'nın 2009 yılında yürürlüğe koyduğu bir anayasa değişikliği olan "borç freni"nin getirdiği kısıtlamaların altını çiziyor. Bu kural, yeni federal ve bölgesel devlet borçlarını yıllık olarak nominal GSYİH'nın %0.35'i ile sınırlandırıyor; bu, başlangıçta borç seviyelerini AB sınırları içinde tutmak için tasarlanmış bir önlem. Pandemi nedeniyle borç freni geçici olarak askıya alınırken mahkeme, aciliyetine rağmen iklim değişikliğinin böyle bir istisna kapsamına girmediğine hükmetti.
Bu karar Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Özgür Demokratlardan (FDP) oluşan iktidar koalisyonu için bir açmaz teşkil ediyor. Düşük ve orta gelirli vatandaşları korumayı amaçlayan SPD, acil ulusal projeleri finanse etmek için vergilerin artırılmasını savunuyor. Ancak FDP vergi artışlarına kesinlikle karşı çıkıyor ve borç freninin sürdürülmesinde ısrar ederek bunun yerine sosyal harcamalarda kesinti yapılmasını öneriyor.
Bu zorlukların ortasında Yeşiller Partisi eşbaşkanı Ricarda Lang, sosyal konularda kesintilerden kaçınmanın önemini vurguladı ve partinin hükümete katılımlarının temel nedeninin iklim değişikliğiyle mücadeleye olan bağlılığının altını çizdi. Yeşiller 2021 genel seçimlerinden bu yana seçmen desteğini sürdürdüğü için bu duruş kritik önem taşıyor.
Mahkemenin kararının diğer sektörler açısından da önemli sonuçları var. Örneğin karar, gerekli modernizasyonlar için 25 milyar avroluk potansiyel finansman açığıyla karşı karşıya olan Almanya'nın demiryolu şirketi Deutsche Bahn'ı etkiliyor. Buna ek olarak Maliye Bakanlığı, ekonomiyi istikrara kavuşturmayı amaçlayan Energiepreisbremsen gibi önlemleri finanse eden Wirtschaftsstabilisierungsfonds'a yönelik harcamaların dondurulmasının süresini uzattı.
Üstelik iktidar koalisyonu 2024 bütçesi müzakerelerinde zorluklarla karşı karşıya, partiler mali açığı gidermeye yönelik stratejiler konusunda fikir ayrılığına düşüyor. SPD, özel borçlanmaya izin vermek için mali acil durum ilan edilmesini önerirken, diğerleri borç freninde yatırım şartı getirilmesi gibi reformların yapılmasını savunuyor.
Bölgesel bağlamlarda, bütçenin dondurulması, çip üretimi gibi endüstrilere yapılan yatırımların risk altında olması nedeniyle Doğu Almanya'yı önemli ölçüde etkileyebilir. Bu durum, ekonomik büyüme için bu fonlara güvenen ve geçmişteki tedarik zinciri sorunlarını ele alan bölgeler için endişe vericidir.
Ekonomistler ve siyasi analistler mevcut mali çıkmazın ekonomik durgunluğa ve belirsizliğe yol açabileceği konusunda uyarıyorlar. Koalisyonun, ülkenin acil ve uzun vadeli ihtiyaçlarını karşılarken anayasal kısıtlamaları da ortadan kaldıran dengeli bir yaklaşım bulması çok önemli.
Bu senaryo, koalisyon içindeki uyumu korumaya ve bu acil mali ve politik zorluklara uygulanabilir çözümler bulmaya çalışan Şansölye Olaf Scholz ve hükümeti için karmaşık bir bulmaca sunuyor. Önümüzdeki haftalarda ve aylarda alınacak kararlar Almanya'nın ekonomi ve çevre politikalarının şekillenmesinde hayati önem taşıyacak.
